USD 15,87
EUR 16,80
ALTIN 942,56
BIST100 2.372
İHBAR hattı 0552 642 79 79

SİYASETÇİLER BU OLAYDAN DERS ÇIKARMALI!

İbrahim Bulut

İbrahim Bulut

26 Ocak 2022 | 12:12

Günler öncesinden bu hafta içinde başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde karın etkisini arttıracağına dönük uyarılar yapıldı. Öyle ki bu uyarılarda karın belli aralıklarla yoğunluğunu arttırabileceği, birden hızlanacağı, ulaşımı olumsuz etkileyeceği gibi ikazlar da açık açık medyada yazıldı çizildi.

Ben bir gazeteciyim. Uzmanlık alanım afet yönetimi değil. Selde, fırtınada, kar yağışında yöneticilerin ne yapması gerektiği konusunda ahkam kesecek biri değilim.

Ancak 37 yıllık gazeteci tecrübemle bir yöneticinin, belediye başkanının afet karşısında bilimsel olarak ne yapması gerektiğini çok kapsamlı ifade edemesem de ne yapmaması gerektiğini az çok biliyorum; "İşi akışına bırakmamak!"

Ne demek istiyorum?

Yani bir Büyükşehir Belediye başkanı günler öncesinde kendi şehrinde yoğun kar yağışı olacağına dönük uyarıları işittiği zaman yapacağı şey bu sürece tüm ekibiyle hazırlanmaktır. "Biz rutin çalışmalarımızı sürdürelim, günü geldiği zaman, kar yağdığında o zaman ne yapmamız gerektiğini düşünürüz..." diye bir şey olamaz!

Bunları yazmamın sebebi, tahmin edeceğiniz gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yoğun kar yağışı karşısındaki "çaresizliği" oldu.

İnsan ve vicdan sahibi herkes İstanbul’da yağan karın son yılların çok üzerinde olduğunu kabul eder. Yani bu karla mücadele etmek tabi ki kolay değil. Bunu kabul ediyorum. Ancak, eğri oturup doğru konuşmamız gerekirse İmamoğlu’nun da bu süreci yönetmek adına bir şey yapmadığını da ayan beyan görmeliyiz.

İmamoğlu ne yapabilirdi; günler öncesinden yapılan uyarıları dinleyip halkı gerektiği gibi bilgilendirmeliydi. Gerekirse vatandaşa "Sokağa çıkmayın!" çağrısında bulunabilirdi. Valilik ve ilçe belediyeleriyle koordineli çalışmak için altyapı oluşturmalıydı. Araç ve gereçleriyle, tuzlamayla, çalışanlarıyla bu işe hazır olduğunu göstermeliydi. Ulaşım konusunda "B planı" hazır olmalıydı. Gece gündüz işin başında olduğunu hissettirmeliydi. Parti ayrımı gözetmeksizin belediye başkanlarını kucaklamalı ve onlarla birlikte çalışabilmeliydi. Sürekli şikayet etmek yerine alternatif politikalar geliştirmeliydi.

İmamoğlu işi gücü bırakmış sadece popülist ve modası çoktan geçmiş söylemlerle karla mücadele edeceğini düşünerek hayatının en büyük siyasi hatasını yaptı.

İmajı ciddi manada zarar gördü.

Kendi partilileri dahi onu bu kez savunmadı.

Yazımın başlığına seçtiğim ifade tam da burasıyla ilgili. Siyasetçiler bu durumdan ders çıkarmalıdır derken Sakarya’daki AK Partili siyasetçilerin Ekrem İmamoğlu’nun içine düştüğü bu durumdan ders çıkartması gerektiğini kastettim.

Siyaset ciddi bir iştir.

Bazen bir havaya girer çok başarılı olduğunuzu, herkesin sizi takdir ettiğini, işlerin istediğiniz gibi gittiğini zannederseniz fakat öyle bir an gelir ki, hem de en güçlü olduğunuz bir zamanda tek hareketiniz ile dip yaparsınız.

Siyasette devamlılık çok önemlidir. Her an çalışmak, üretmek gerekir. Sırtınızı siyasetin sağladığı konfora dayayarak hareket ederseniz bir an gelir ve yere düşersiniz. Bu nedenle güçlü olabilmek, her zaman ayakta kalabilmek için önce bu sürekliliği yakalamanız ve kendi başarınızı ortaya koymanız gerekir. "Ben milletvekili oldum, belediye başkanı oldum, siyasette iyi bir noktaya geldim bundan sonra geriye gitmem!" dediğiniz anda öyle bir takla atarsınız ki sizin düştüğünüz duruma en yakınlarınız dahi inanmaz.

Siyaset sadece kavga etmekle, birilerinin kuyusuna kazmakla, arkadan iş çevirmekle, dost göründükleriniz için dipsiz kuyular hayal etmekle olmuyor. Bunlar anlık, kısa vadede kar getirecek hareketler gibi durur ama uzun vadede bunların siyasetçiye hiçbir katkısı olmaz.

Bugün bu konuda bir arkadaşımla görüştüm, onunla buna benzer şeyler konuşurken, kendisi bana çok güzel bir şey söyledi; "İbrahim, Mevlana’nın çok güzel bir sözü vardır; İyileşmek için önce hasta olmak gerekir. Siyasetçiler de doğru adımlar atmak için önce kendi durumlarını iyi analiz etmeleri gerekiyor. Ama siyasetçilerin bir kısmı maalesef kendilerini farklı bir noktada konumlandırdıkları için kendileriyle ilgili bu gerçekçi değerlendirmeleri bazen yapamıyorlar..."

Sakarya’daki siyasetçilerin İmamoğlu’nun yaşadığına benzer bir şey yaşamamaları için kendileriyle her an yüzleşmeyi ihmal etmemelerini tavsiye ederim. Hayallere kapılmasınlar. Kendilerini olduklarından farklı bir yerde görmesinler. Yere sağlam bassınlar. Sadece yanındakilerin değil halkın ne dediğine mutlak kulak kabartsınlar. Gerçeklerden kopmasınlar. Siyaseti belli ahlaki ilkelere bağlı kalarak yapsınlar. Siyasette her şeyin mubah olduğuna asla inanmasınlar. Her yaptıklarını alkışlayan soytarı tipleri değil yüzlerine doğruyu söyleyen dostlar biriktirsinler!

Eğer böyle yapmazlarsa, çok güçlü olduklarını düşündüğü bir an gelir ve tıpkı İmamoğlu'nun başına geldiği gibi kendi partililerinin dahi kendisini savunmadığı bir durumun içine düşüverirler...

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Tüm Yazılar