USD 17,95
EUR 18,39
ALTIN 1.037,02
BIST100 2.775
İHBAR hattı 0552 642 79 79

“ZİYARET” VE ERDOĞAN’IN SİYASETİNİ ANLAYABİLMEK!

İbrahim Bulut

İbrahim Bulut

06 Ağustos 2022 | 12:31

İnsanlar siyasete büyük umutlarla bağlanıyor…

Sevdikleri, inandıkları siyasetçinin ya da partinin ardından 40 yıl hiç yorulmadan şikayet etmeden gidenler var.

Ne büyük sorumluluk değil mi?

Bir insanın sevgisine bu denli sahip olmak, insanların, belki binlerce, on binlerce, milyonlarca insanın güvenini kazanmış olmak…

Kolay değil.

Hem de hiç kolay değil…

Herkesin bu sorumluluğu kaldırabileceğine inanmıyorum. Kendime soruyorum bazen: “Mesela ben bu kadar sorumluluğu kaldıramazdım.” diye düşünüyorum.

Menderes, Erbakan, Ecevit, Özal gibi yıllarca halk tarafından sevilen siyasetçi olmak büyük ve sorumluluğu yüksek bir iştir diye düşünüyorum.

Haksız da sayılmam herhalde...

Toplum samimiyetle bağlandığı bu siyasetçilerin kendileri için, çocukları için ve çevresi için büyük işler yapacağına inanmak istiyor.

Hatta inanıyor da…

Bu nedenle zaten siyasetçilerin arkasında duruyor, büyük destek veriyor. “Siyasetçi diyor, bizim düşüncemizi, inandığımız değerleri iktidara taşır. Başımız sıkıştığında onun kapısını çalarız. Haksızlığa uğrarsak, gücümüz yetmeyen bir işte siyasetçi bize destek olur…”

Sıradan insanlar için yani işinde gücünde normal hayat mücadelesi içinde olanlara siyasetçi büyük güçlerle donatılmış, açılmayan kapıları açma kudretine sahip, olmayanı olduracak yarı mitolojik bir kahraman gibidir.

Doğrudur da…

Bu nedenle siyasetçi halk için umudun bir diğer adıdır. Siyasetçiden beklenen de bu umudu her zaman diri tutmaktır.

Halkın derdiyle dertlenmek, halkın dertlerine çare bulmak, çözümün en güçlü ortağı olmak…

Siyasetçi dediğin yeri geldiğinde haksızlık karşısında sesini en güçlü şekilde çıkaran kişidir çünkü. Halkın konuşamadığını, dillendirmekten çekindiğini siyasetçi söyler.

O, korkusuzdur çoğu zaman!

Halk seçtiği siyasetçinin her zaman güçlü olmasını ister. Bizim toplum bu nedenle zayıf siyasetçi modellerini pek tutmaz. Bunun en tipik örneği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Erdoğan elini her taşın altına koyduğunda, risk aldığında, sesini yükselttiğinde etrafında kalabalıklar toplanmaya başlamıştır.

Toplum biraz da onu bu sebepten ötürü çok sevmiştir.

O yeri geldiğinde herkesin çekindiği Amerika'ya da, büyük patronlara da diklenmesini bilmiştir.

Özellikle yerelde siyaset yapan isimlerin bence buna dikkat etmesi çok önemlidir!

Tayyip Erdoğan siyasetini anlamak Türkiye’de aynı zamanda halkın ne tarz bir siyasetçiyi tuttuğunu da anlamamıza imkân sağlayacaktır.

Erdoğan siyasetini anlamak sadece AK Partili siyasetçiler açısından değil aynı zamanda muhalefet partilerinde siyaset yapanlar açısından da önemlidir. Ben muhalefette siyaset yapan bir isim olsam 7/24 nasıl oluyor da halk Erdoğan’ı bu kadar seviyor diye anlamaya çalışırdım.

Tecrübe edinmek özellikle siyasette çok da zor değil aslında. Çevrenizde ve yakın tarihinizde icraatlarıyla olmasa bile bakış açısıyla örnek alınabilecek pek çok başarılı isim var. En başta bana göre Recep Tayyip Erdoğan geliyor.

Yerelde siyaset yapan bir aktör olsan kendimce ve kesinlikle buradan dersler çıkarırdım.

Mesela sadece ziyaret yaparak siyasette başarılı olamayacağımı anlardım. Geçen yazımda da buna benzer bir konudan bahsetmiştim. Son zamanlarda özellikle sosyal medyanın etkisini arttırmasıyla birlikte sürekli ziyaret fotoğrafları görüyoruz.

Herkes birbirini ziyaret ediyor: “Nazik ev sahipliği için teşekkür ediyorum…” ifadesinden artık siz de yorulmadınız mı?

Herkes birbirini tekrar ediyor.

İşin kötüsü çoğu kes kopyala yapıştır ile birbirinin mesajlarını kopyalıyor. İki satır özgün bir cümle kuramayanlar memlekette ortalıkta dolaşıyor.

Bunun adı siyaset değil!

Bu bildiğin ziyaret… Sağa sola gidip fotoğraf çektirmekle, “Nazik ev sahipliği” mesajıyla kimse siyaset yaptığını zannetmesin.

Eğer sadece ziyaretle iyi siyasetçi olunsaydı kimler bu memlekette siyasetçi olurdu siz bir düşünün!

Sürekli ziyaretler yapıp iş çözmeden siyasetçi olunmuyor. Halkın gönlüne girilmiyor.

Hiç ziyaret yapılmasın demiyorum, yazıdan bunu çıkarmaya çalışanlar varsa tekrar okumalarını isterim. Elbette ziyaret yapılacak, elbette hâl hatır sorulacak, elbette sohbetler edilecek. Ama siyasetin bütününü bu eksen üzerine inşa etmeye çalışmanın mantıksızlığından bahsediyorum. Pek çok sorunu çözen siyasetçiler var ve seçim zamanı değil her zaman halkın içinde olmaya gayret ediyorlar.

Onlar bu yazının direkt konusu elbette değil.

Daha farklı şeyler yapmak gerekiyor. İyi bir siyasetçi olmak, halkın güvenini kazanmak için sadece ziyaret yapmak değil aynı zamanda Tayyip Erdoğan gibi risk almak, elini taşın altına koymak da gerekiyor.

Bence iyi siyasetçi olmak için herkesten daha fazla çalışmak gerekiyor.

Tekrar etmek isterim ki, elbette ziyaret de yapılacak. Bunda bir sorun yok. İnsanlar evinde, iş yerinde ziyaret edilmekten hoşlanır. Bir siyasetçiyi ağırlamak ister. Bunda kötü bir şey yok. Ancak maalesef bazı siyasetçilerin sadece ziyaret yaparak siyaset yaptıklarını düşünmeleri problemli. Yoksa ziyaret yapılmasına bir dediğimiz yok.

Fakat bunu bu kadar abartılması biraz sorun gibi duruyor, benim düşüncem bu yöndedir.

İyi bir siyasetçi ortada bir mesele varken, bu meseleleri görmezlikten gelerek: “Beni ilgilendirmiyor!” deme lüksüne sahip değildir. Her şey, her konu siyasetçinin bir şekilde gündemine gelebilir. Bu nedenle bu konularda siyasetçilerin hazırlıklı ve bilinçli olmaları şarttır.

Toplum, siyasetçinin yeri geldiğinde çok kritik konularda hamle yapmasını bekler.

Ezcümle: Toplum siyasetçiden sadece ziyaret değil siyaset yapmasını bekler. Bu bağlamda yazımı “nazik” bir şekilde okuma zahmetine katlanan herkese teşekkür ederim 😊

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Tüm Yazılar