USD 43,71
EUR 51,82
ALTIN 7.018,75
BIST100 14.339

Okuldan Vazgeçti, Ömrünü Akrep Ve Yelkovana Adadı

Sakarya’da yaşayan 75 yaşındaki saat ustası Necip Can, ortaokul yıllarında hevesle başladığı saat tamirciliğini 61 yıldır ilk günkü titizlikle sürdürüyor. Yarım asrı aşkın süredir zamana ayar veren Can, mesleğini severek yaparken, çırak yetişmemesinden yakınıyor.

04 Şubat 2026 | 15:18
Son Güncelleme:
Okuldan Vazgeçti, Ömrünü Akrep Ve Yelkovana Adadı - Sayfa 1

Saatçiliğe 1963 yılında İstanbul’da adım atan Necip Can, daha sonra Sakarya’ya yerleşerek Adapazarı ilçesinin işlek noktalarından Çark Caddesi’ndeki dükkânında mesleğini sürdürmeye başladı. Dijital saatlerin yaygınlaşmasına ve teknolojinin gelişmesine rağmen mekanik saatlerden vazgeçmeyen Can, yıllardır bozulan saatlere yeniden hayat veriyor.

Okuldan Vazgeçti, Ömrünü Akrep Ve Yelkovana Adadı - Sayfa 2

Mesleğe olan ilgisinin okul hayatının önüne geçtiğini dile getiren Can, saatlere duyduğu tutkuyu şu sözlerle anlattı: “61 yıl oldu. Bu iş zevk işi. Saatlere olan hevesim yüzünden ortaokul ikinci sınıfta okulu bıraktım. Bu mesleğe İstanbul’da başladım. O zamanlar pilli saatler yoktu, her şey mekanikti. Eski cep saatlerinin kapaklarına fotoğraf işlediğimiz günleri hatırlıyorum. Günümüzde ise gençlerde bu ince işlere ilgi çok azaldı.”

Okuldan Vazgeçti, Ömrünü Akrep Ve Yelkovana Adadı - Sayfa 3

Sektörün en büyük sorununun çırak yetişmemesi olduğunu vurgulayan Can, saatçiliğin sabır ve emek gerektiren bir meslek olduğunu belirtti. Tecrübelerini yeni nesle aktarmak istediğini ifade eden usta, “Bu meslek herkesin yapabileceği bir iş değil. Ama gerçekten hevesi olan varsa tezgâhımıza gelsin, elimizden geleni yaparız” dedi.

Okuldan Vazgeçti, Ömrünü Akrep Ve Yelkovana Adadı - Sayfa 4

Saat ustalığının yanı sıra sanatçı bir yönü de bulunan Necip Can, gençlik yıllarında profesyonel olarak müzikle ilgilendiğini de anlattı. Uzun yıllar İstanbul Beyoğlu’nda piyanist şantör olarak sahne aldığını belirten Can, bugün ise hobi olarak piyano çalmayı sürdürdüğünü söyledi.

Zamana meydan okuyan ustanın hikâyesi, hem unutulmaya yüz tutan bir mesleği hem de bir ömürlük emeği gözler önüne seriyor.