USD 43,28
EUR 50,20
ALTIN 6.375,38
BIST100 12.669

İsrail‑Gazze Savaşı: Saldırının Nedeni, Hedefleri ve Küresel Tepkiler

İsrail, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği büyük saldırının ardından, Gazze Şeridi’ne hava ve kara operasyonları başlattı. İlk saldırılarda Hamas hedefleriyle birlikte sivil yerleşim alanları vuruldu; Gazze, Khan Yunis, Rafah ve Kuzey Gazze ağır bombardımana maruz kaldı. Yerel sağlık kaynaklarına göre 59.000’den fazla Filistinli hayatını kaybetti, aralarında 17.000 çocuk da bulunuyor.

İsrail‑Gazze Savaşı: Saldırının Nedeni, Hedefleri ve Küresel Tepkiler
28 Temmuz 2025 | 13:47
Son Güncelleme:

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail topraklarına gerçekleştirdiği büyük çaplı saldırıyla başladı. Bu saldırı, yüzlerce İsraillinin ölümüyle sonuçlandı ve İsrail yönetimi bunu “ulusal güvenliğe yönelik açık bir tehdit” olarak yorumladı. Ardından “Demir Kılıçlar Operasyonu” adıyla başlatılan askeri harekât, kısa sürede Gazze genelinde yoğun bombardımana ve kara harekâtına dönüştü.

İlk saldırılarla birlikte Gazze’nin kuzey bölgeleri, Gazze Şehri, Khan Yunis ve Rafah başta olmak üzere sivil yaşam alanları ağır şekilde bombalandı. Hastaneler, okullar, mülteci kampları ve yardım merkezleri bile hedefler arasında yer aldı. Yerel kaynaklar, çok sayıda yerleşim alanının tamamen haritadan silindiğini bildiriyor.

Savaşın ilk aylarında sivil can kayıpları hızla arttı. Filistinli yetkililere göre 59 binden fazla kişi hayatını kaybetti, bunların üçte birinden fazlası çocuklardan oluşuyor. Yaralı sayısı 140 bini geçti. İsrail tarafında ise çoğunluğu asker olmak üzere yüzlerce kişi öldü. Tel Aviv, savaşın Hamas’ı etkisiz hale getirme amacı taşıdığını savunsa da saldırıların sivilleri hedef aldığına dair dünya çapında ciddi eleştiriler var.

Gazze’deki hastaneler elektrik ve su olmadan çalışmaya çalışıyor, gıda ise neredeyse tamamen tükenmiş durumda. BM’ye göre bölge "yaşanamaz" hale geldi. Açlığa bağlı ölümler ve salgın hastalıklar hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’de sağlık sisteminin "tamamen çöktüğünü" ilan etti.

İsrail’e bu süreçte en güçlü destek ABD’den geldi. Washington yönetimi, İsrail’in “meşru müdafaa hakkı” olduğunu vurgulayarak milyarlarca dolarlık silah ve mühimmat yardımı sağladı. Aynı zamanda BM’de ateşkes taleplerine yönelik kararları birçok kez veto etti. Almanya da İsrail’e silah ve savunma sistemleri tedarik etmeyi sürdürdü.

Diğer yandan Türkiye, Katar, Ürdün, Mısır ve BAE gibi ülkeler Gazze’ye tonlarca insani yardım gönderdi. Türkiye, hava köprüleri kurarak sağlık ekiplerini ve temel yaşam malzemelerini ulaştırdı. Ürdün sınır kapılarını açtı, Mısır ise Refah Sınır Kapısı üzerinden yardımların geçişini organize etti.

Gazze’yi doğrudan savunan silahlı güçler ise Hamas, İslami Cihad ve bazı yerel direniş grupları. Ancak bölge halkı silah yerine daha çok su, ilaç ve barınak arayışında. BM ve birçok uluslararası kuruluş, acil ateşkes çağrısını yineliyor.

Bu çatışma sadece iki tarafı değil, tüm Ortadoğu’yu etkileyen ciddi bir insani ve politik krize dönüştü. Savaşın gidişatı, hem uluslararası hukuk hem de insanlık vicdanı açısından tarihe ağır bir sınav olarak geçiyor.