USD 45,39
EUR 53,41
ALTIN 6.891,95
BIST100 15.134

Hıdrelez de Gül Ağacına Dilek Bağlamak: Masum mu, Riskli mi?

Baharın gelişiyle bereketin çoğaldığı, dileklerin umutla yeşerdiği özel bir gün: Hıdırellez. Yüzyıllardır süregelen bu özel gün, halk arasında Hz. Musa döneminde yaşadığına inanılan Hz. Hızır ile Hz. İlyas’ın buluşmasıyla özdeşleştirilir. Zamanla “Hızır ve İlyas” söylemi, dilimizde “Hıdırellez”e dönüşmüş; kültürümüzde ise bir gelenek haline gelmiştir.


Çocukluğumuzdan beri kulağımıza çalınan sözler vardır: “Kapıya geleni Hızır bil”, “Hızır gibi yetiştin”… Bu ifadeler, aslında bir inancın, yansımasıdır. Zorda kalana yetişen, dara düşene yardım eden bir ilahi bir sembol olan Hızır, insanların gönlünde özel bir yer edinmiştir. Ancak burada durup düşünmek gerekir. Hiç kimse ölümsüz değildir. Elbette Allah’ın her şeye gücü yeter; fakat O, yarattığı her can için bir son takdir etmiştir. Bu nedenle Hızır’ın ölümsüzlüğü gibi konular, daha çok rivayet ve yorum çerçevesinde değerlendirilmelidir. Asıl olan şudur: Allah, her dönemde bazı kullarına hikmet, görev Hz. Hızır misyonu verebilir. Bu, ilahi düzenin bir parçasıdır. Rivayetlere göre Hz. Hızır, Allah’ı çokça anan, derin bir kulluk bilincine sahip bir gençtir ve bu sebeple kendisine özel hikmetler verilmiştir. Hıdırellez günü de bu iki mübarek zatın buluştuğu zaman olarak kabul edilir ve bu yüzden dualarla, dileklerle karşılanır. Bereketin çokça olduğu bir gün olarak bilinir.


Günümüzde yaygın olan bazı uygulamalar var. Mesela gül ağacının altına dilek bırakmak, dileği akan suya atmak… buna benzer çeşitli şeyler. Peki bunların dini hükmü nedir?


Açıkça ifade etmek gerekir ki, bu tür davranışlara dair Kur’an’da veya sahih sünnette bir emir bulunmaz. Yani bunlar ibadet değildir. Ancak bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Her gelenek şirk değildir. Bir davranışı doğrudan yanlış ya da inanç dışı ilan etmek için, onun tevhid anlayışına zarar verip vermediğine bakmak gerekir.


Eğer kişi, dileğini yalnızca Allah’tan diliyor; gül ağacını ya da herhangi bir nesneyi aracı değil, sadece sembolik bir vesile olarak görüyorsa, bu durum kültürel bir ifade olarak değerlendirilebilir. Ancak burada ince bir çizgi vardır. Eğer kalp, umudu Allah’tan ziyade bir nesneye bağlamaya başlarsa, işte o zaman tehlike başlar.


Sonuç olarak Hıdırellez, umut etmenin, dua etmenin ve baharın gelişini karşılamanın güzel bir vesilesidir. Ancak bu vesileyi, inancın özünden koparmadan, ölçüyü kaybetmeden yaşamak gerekir. Gelenekler yaşatılabilir; fakat inanç, her zaman merkeze alınmalıdır.


Belki de en doğrusu şudur: O gece bir gül ağacının altına dilek bırakmak yerine, kalbimizi açıp doğrudan Allah’a yönelmek… Çünkü biliriz ki, en saf dilekler, en doğru kapıya ulaştığında anlam kazanır.


Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, hoşça kalın

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Tüm Yazılar